Sayın Pelin ÇELİKBİLEK,
Genel Müdürümüz Doç. Dr. Sn.Temel Kotil'e, Genel Müdür Mali Yardımcımız Sn. Coşkun Kılıç'a ve Basın Müşavirimiz Sn. Ali Genç'e iletmiş olduğunuz 05 Aralık 2011 tarihli mektubunuz ünitemize ulaşmıştır.
Havacılık sektöründe en önemli konulardan biri olan zamanında kalkıs ve iniş yapma sorumluluğunun uygulanabilirliği tüm Havayolları gibi Türk Hava Yolları' nin da en büyük hedeflerinden bir tanesidir. Seferlerimizin belirtilen saatlerde gerçekleştirilebilmesi için büyük çaba gösterilmekte ancak hava taşımacılığında sektörün özelliklerinden kaynaklanan aksaklıklarla (Hava muhalefet, teknik vb.) karşılasılması da kaçınılmaz olmaktadır. Öte yandan bu gibi durumlarda olumsuzlukların asgari düzeyde tutulması için gerekli tedbirler alınmakta ve olası yolcu mağduriyetini önleme amacıyla personel tarafından azami gayret gösterilmektedir.
Mesajınıza istinaden yapılan incelemede, 04 Aralık 2011 tarihli TK0393 sefer sayılı Hopa/İstanbul seferimizin kalkışı öncesinde operasyon normal seyrinde ilerlerken, pasaport polisinin kayıtlarındaki tutarsızlık nedeniyle bazı yolcuların pasaport kontrollerinin tekrar yapılması gerektiğinin belirtildiği, bu nedenle uçak içerisinde yolcularımızın bekletildiği tespit edilmiştir. Söz konusu işlemlerin tamamlanmasını müteakip uçak pist başına hareket edebilmiş, ancak rüzgar hızının kalkışa engel olacak seviyeye ulaşması nedeniyle uçak tekrar park pozisyonuna dönmüş ve yolcularımız bekleme salonuna alınmıştır.
Türk Hava Yolları uçuş aksaklıkları yönergesi gereği 1-3 saatlik gecikmelerde yolcularımıza serinletici ikram verilmesi esastır. Batum Havalimanında ikram hizmeti veren firma bulunmaması ve terminal içerisindeki cafeden bu hizmetin alınması durumunda siparişin şehir içinden gelmesi nedeniyle yolcularımıza ikram servisi hemen yapılamamıştır. Gümrük uygulamasına aykırı olmasına rağmen, uçak içerisindeki ikramın gümrükten geçirilmesi için ilgili makamlardan gerekli izinler alınarak, 20:50 lokal saatte yolcularımıza ikram dağıtımı gerçekleştirilebilmiştir.
Batum İstasyon yetkililerimiz tarafından ilgili seferin iptali öncesinde olası beklemelerin önlenmesi amacıyla Havaş firmasının aracı Hopa terminalinden Batum'a çağrılarak önceden tedbir alınmak istenmiş ancak servis aracının Gürcistan sınırında bir kazaya maruz kalması nedeniyle havalimanına gelmesi mümkün olamamıştır. İşlemlerin hızlandırılması için kaza yerine giden personelimizin işlemlerin kısa sürede sonuçlanamayacağını iletmesi üzerine, özel servis statüsündeki Havaş aracı dışında başka bir araçla bu hizmetin yapılabimesi için Gürcistan makamlarının onayı istenerek bir adet büyük yolcu otobüsü talep edilmiş, ancak sadece 2 adet minibüs temin edilebilmiştir.
Sonradan temin edilen araçlara ilişkin olarak, ülke koşulları ve servisin özel statüsü hakkında da yolcularımıza bilgi verildiği öğrenilmiştir.
Bununla beraber, uçuş aksaklığı evrak talebinize ilişkin olarak operasyonun yavaşlamaması adına öncelikle ünitemize yönlendirildiğiniz, sonrasında ise Hopa Satış Ofisimize ilgili evrağın tarafınıza teslimine ilişkin bilgi verildiği belirlenmiştir.
Mesajınızda yer verdiğiniz bir diğer husus olan otel yetkililerinin kimliğinizi alması ile ilgili olarak, gerekli düzeltmelerin yapılması adına otel yönetimi ile irtibata geçildiğini belirtmek isteriz.
Ertesi gün gerçekleştirilecek sefer icin önlem alınarak bir gece öncesinden ikram siparişi verilmiş ve yolcularımızın terminale ulaşmasından yaklaşık 2 saat sonra ikram sunumu yapılmıştır.
Mesajınız sonrasında, Batum İstasyon personelimizin tarafınızla irtibata geçerek konuya ilişkin açıklamalarda bulunduğu ve yapmış olduğunuz masrafların karşılandığı bilgisi ünitemize ulaşmıştır.
Gayretlerimizin, siz değerli yolcularımıza daima en üst seviyede hizmet vermeye yönelik olduğunu takdir edeceğiniz inancıyla, elimizde olmayan sebepler dolayısıyla yaşattığımız sıkıntılardan ötürü özür diler, oluşan olumsuz durumun bir nebzede olsa telafisini teminen adresinize göndereceğimiz küçük hediyemizin kabulünü rica ederiz.
Bundan sonraki seyahatlerinizde daha iyi hizmet sunabilmek umuduyla saygılar sunarız.
MÜŞTERİ İLİŞKİLERİ MÜDÜRLÜĞÜ
TÜRK HAVA YOLLARI A.O
11 Aralık 2011 Pazar
THY'den yazılı özür
Etiketler:
Batum,
gecikme,
Hopa,
özür,
şikayet,
THY,
Turkish Airlines,
Türk Hava Yolları,
uçak,
uçuş
6 Aralık 2011 Salı
Batum-Hopa-İstanbul Uçuş Rezaleti Tarih: 04.12.2011
Sayın Yetkili,
4 Aralık 2011 Pazar günü Türkiye saati ile 14:00’da Hopa’dan, Batum saati ile 17:50’de Gürcistan Batum’dan kalkacak olan 393 sefer sayılı uçağın yolcularından Pelin Çelikbilek Erkasap’ım.
O gün ve ertesi gün bize yaşattığınız rezillik anlatılır gibi değil. Neresinden başlasam acaba?
Pazar günü saat 13:30’da Hopa terminaline gittik. Yanımda 5 aylık hamile ablam, 5 yaşında hasta yeğenim ve benimle Türkiye’ye gelecek olan misafirim vardı. Check-in’imizi yaptık, pasaporttan geçtik, bizi Batum havalimanına götürecek olan Havaş otobüsüne bindik. Otobüs saat 14:00’de hareket etti. Batum Havalimanı’nda ayrı bir odadan içeri sokulduk, güvenlikten geçtik ve uçağa binmek için bekledik. Batum saati ile 17:15’de bizi uçağa aldılar, yerlerimize oturduk ve kalkışı beklemeye başladık. Tam 1,5 (bir buçuk) saat uçağın içinde ne olduğunu bilmeden kuzu kuzu bekledik. Bir ara pilot bekleme sebebimizin yolculardan birinin evraklarında ki bir problemden kaynaklandığını söyledi. 1,5 saat sonra kusura bakmayın kalkamıyoruz denerek hep beraber uçaktan indirilip güvenlik salonuna alındık. Hiçbir görevli gelip bize uçağın neden kalkmadığını yada ne zaman kalkacağını söylemeden 40 dakika kadar bekledikten sonra, güvenlik salonundan çıkıp kafeterya tarafına geçmek için Gürcistan polisinden izin istedik. Kafeterya tarafına geçtikten sonra aşağı yukarı 1 saat daha bekledik, ondan sonra THY görevlilerinden biri gelip hava şartlarından dolayı uçağın o an kalkamadığını ama biraz beklememiz gerektiğini ve şansımız yaver giderse 1-2 saat içinde uçağın kalkabileceğini söyledi. Bu arada saat oldu akşam sekiz (20:00) aç, susuz , oturacak yer olmadan o kadar beklemek açıkçası bizi çok yordu ve görevliden karnımızı doyuracak, içecek bir şeyler ayarlamasını istedik. Elimden geleni yaparım dedi ve gitti. Gidiş o gidiş. Daha sonra uçağın yolcularından bir kısmı kendi imkanları ile Trabzon’a gitmek için yola çıkarken, Batum üzerinden gelip yine Batum üzerinden uçacak olan yolcuların yavaş yavaş salonu terk ettiğini gördük. Soru sormaya çalıştığımızda bize siz bekleyeceksiniz dediler. Kurbanlık koyun gibi beklemeye devam ettik. Saat 22:30 sularında sonunda insafa gelip uçakta bulunan yemek kutusunu kafeye getirdiler. Takdir edersiniz ki o saate kadar hamile bir kadın, 5 yaşında hasta bir çocuk ve iki yetişkin insan olarak biz dört kişi kafeteryadan alışveriş yapıp karnımızı abur cubur ve cips ile doyurmaya çalıştık. Çünkü kafeteryada doğru dürüst yenecek bir lokma yemek yoktu. Ekte bu yaptığım alışverişlere dair fişleri görebilirsiniz.
Yemek dağıttıktan yarım saat sonra bizi Hopa’ya geri götürüp bir otele yerleştireceklerini ve sabah tekrar uçmayı denemek üzere Batum’a geri getirileceğimizi öğrendik. Bizi neden Batum’da yatırmıyorsunuz, pasaportumuz var, buradan çıkış yapabiliriz dediğimizde; olmaz şu an Türkiye’de sayılıyorsunuz, size çıkış izni veremeyiz dediler. Ancak saatler evvel Batum üzerinden uçan yolcuları alıp çoktan otele götürmüşlerdi. Tam, hadi neyse en azından otelde dinleniriz derken, otobüsün bir türlü gelmediğini fark ettik. Neden otobüsün gelemediğini araştırmaya çalıştığımızda bize ağızlarından kerpetenle laf alırcasına gelen otobüsün yolda kaza yaptığını ve yerine yeni otobüs ayarlamaya çalıştıklarını söylediler. Yine beklemeye devam ettik. Rezilliğimiz daha bitmemişti…
Bu arada baktım uçamayacağız, çalıştığım için Hopa terminalinden bana, patronuma götürmek üzere, uçağın kalkmadığına dair belge vermesini; çünkü iş yerine gecikmemi başka türlü mazur gösteremeyeceğimi söylediğimde; bana böyle bir kağıdı ancak müşteri hizmetlerinin verebileceğini, kendilerinin yardımcı olamayacaklarını söylediler.
Bu arada size yolculardan ve ortamdan biraz bahsetmeme izin verin. 91 yaşında yürümekte zorluk çeken bir amca, 88 yaşında yine yürümekte zorluk çeken karısı, 50 yaşlarında İstanbul’a kanser tedavisi olmaya gelen bir kadın, biri 21 aylık diğeri 5 aylık iki çocuğu olan bir kadın ve kız kardeşi, pazartesi İzmir’de yada Bursa’da işi olan insanlar ve daha niceleri ile birlikte biz ortalama 60 metrekare alanda sayılı sayıda plastik sandalye üstünde tünemeye çalışan tavuklar gibiydik! Çoğunluk sigara içtiğinden ve orada sigara yasağı olmadığından dolayı sigara dumanı cabası!
Oturacak yer yok, yiyecek içecek bir şey yok. Halimizi hatırımızı sorup, bir ihtiyacımız varsa karşılamaya çalışan yok ! Suçlu gibi sürekli polisin gözü üzerimizde, ortada THY görevlisi yok!
Sonunda Batum saati ile 00:00’da Türkiye saati ile 22:00’de bizi almaya 2 tane midibüs geldi. O kadar adam ve bavullar sığışmaya çalıştık. Bizim bindiğimiz midibüste yeğenim ablamın kucağında, ayakta da 2 tane yolcu ile seyahat etmeye çalışıyorduk. Sanırım arkadaki midibüste 2-3 kişi ayakta idi. Birde başımıza bavullar çıktı. Bavulları arka bagaja yerleştiremedikleri için midibüsün içine ayaklarımızın, kollarımızın üstüne yerleştirdiler! THY’nın parası mı yok ki hem yolcuları hem de bavulları rahat rahat götürecek araç temin edemediler?
Batum saati ile 00:40’da Türkiye saati ile 22:40’ta Hopa terminaline geri geldik, tekrar polisten ve kontrolden geçtik. Bizi otele götürecek olan Havaş otobüsüne bindik. O arada bu Havaş otobüsü madem vardı, neden bizi almaya Batum’a gelmedi diye düşündüm açıkçası. Çünkü dönüş yolunda kaza yapmış olan diğer Havaş otobüsünü görmüştük!
Hopa terminaline vardığımızda tekrar görevliye bana uçmadığımızı belgeleyen bir kağıt vermesini istediğimde, bana önden kağıtları hazırladığını ve ad-soyad istediğini söyledi. Demek ki Batum’da söyledikleri gibi müşteri hizmetlerini aramam gerekmiyormuş! Batum’da ki elemanlarınıza iletirsiniz artık!
Türkiye saati ile 23:05 gibi otele vardık. Şükür ki otel terminale yakındı!
Otele varır varmaz THY müşteri hizmetlerini arayıp durumu anlattım. Bana yapabilecekleri fazla bir şey olmadığını ve bu mail adresine mail göndermem gerektiğini söylediler. Çünkü hem yaptığım harcamaların bana geri ödenmesini istiyorum hem de iyi bir özrü hak ettiğimizi düşünüyorum.
Dediler ki sabah sizi 05:30’da uyandıracağız ve 06:30 hareket edeceğiz. Peki dedik. Otelde görevliler kimliklerimizi aldı ve ancak ertesi sabah otobüse bindiğimizde geri alabileceğimizi söylediler. Bana açıklar mısınız bu ne demek? Biz suçlu muyuz? Neden kimliğimizin fotokopisini çekip bize geri vermediler? Benim ne mecburiyetim var bütün gece kimliğimi onların eline bırakmaya? Kimliğimi bana geri verirse kaçacak mıyım ?
Sabah 05:30’da uyandırıldık, 06:30’da otobüste idik. Otobüs hareket etti. Tekrar Batum’a hareket ettik. Türkiye saati ile 07:15’te Batum saati ile 09:15’te Batum Havalimanı’na vardık. Tekrar güvenlikten geçip, küçük salonda beklemeye başladık. Uçağın kalkış saati olarak bize 10:30 demişlerdi. Saat 10:30 olduğunda önce 1 saat arkasından hemen 1,5 (bir buçuk) saat rötar yazdı. Artık sabrımız tükenmişti. Polis molis takmadan kafeterya tarafına geçtik, beklemeye devam ettik. Görevliden daha bekleyeceksek bize yiyecek içek bir şeyler ayarlamasını istedik. Çünkü kafeterya kapalıydı. Görevli yapmaya çalışacağım dedi ve gitti. Saat 11:35 sularında kafeteryayı açtıklarında orada bulunan bütün yolcular yiyecek içecek bir şeyler alabilmek için resmen saldırdı! Çünkü önce ki geceden antremanlıydılar ve uzun süre yemek içmek için görevliden ses seda çıkmayacağını biliyorlardı. Bende sıraya girip açlığımız bastırmak için bir şeyler almaya çalıştım. Bununda fişini ekte bulabilirsiniz.
O sıralarda tekrar THY müşteri hizmetlerini aradım. Telefona bakan kız bana sakin olmamı, elinden bir şey gelemeyeceğini ve beklememi söyledi. Siz müşteri hizmetlerinde ki elemanlarınızı böyle mi yetiştiriyorsunuz? Ben telefonda diyorum ki tamam uçak kalkmıyorsa bari Batum’u ara da bize yiyecek içecek bir şeyler ayarlasınlar, o bana diyor ki sakin olun her şey halledilecek! Beni 3-4 dakika telefonda beklettikten sonra bana, Hopa’yı aradığını ve bize yardımcı olacaklarını söylediler. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Ben Batum’dayım, bayan Hopa’yı arıyor! Baktım sizin müşteri hizmetlerinizde iş yok, teşekkür ettim telefonu kapattım.
Ancak saatler sonra ne hikmetse birileri insafa geldi de önce bize yiyecek içecek bir şeyler ayarladı sonra da bizi Trabzon’a götürmeye karar verdi. O sırada Batum’dan uçan yolcular çoktan salonu terk etmiş ve Trabzon’a doğru THY nezaretinde yola çıkmıştı!!!!
Batum saati ile 13:00’da Türkiye saati ile 11:00’da otobüs geldi Trabzon’ a gitmek için yola çıktık. Çok şükür ki gelen Havaş otobüsü bize de bavullarımızı da alacak kadar büyüktü!
Bize Trabzon’dan kalkacak 14:00 uçağına yetiştireceklerini, hatta bizim için uçağa rötar bile yaptıracaklarını söylediler. 3 saatlik otobüs yolculuğundan sonra Trabzon’a geldik. Alelacele bavullarımızı kapıp check-in masasına gittik. Bu arada şunu sormak istiyorum; THY bu kadar mı teknolojiden yoksun ki Batum’dan gelen yolcuların kimler olduğunu, kaç tane bagajları olduğunu ve nereye oturacaklarını önden ayarlayamıyor? Neyse; güvenlikten geçip bekleme salonuna geldiğimizde birde ne görelim uçak daha pistte bile değil! Tekrar güvenlikten çıktım, THY masasında oturan kıza uçağın nerede olduğunu sordum. Bana uçağın daha gelmediğini İstanbul’dan rötarlı kalktığını ve saat 15:15 gibi havalimanında olacağını söyledi. Dediği gibi uçak saat 15:10 gibi geldi, bizi 15:40 gibi uçağa aldılar ve uçak saat 16:15 gibi havalandı.
İstanbul’a saat 17:45’te indik, bavullarımızı 18:40 gibi alabildik ve havalimanından çıktığımda saatim 19:00’ı gösteriyordu.
Toplamda 30 saati aşan yorucu, sinir bozucu, aşağılayıcı, sefalet ve açlık içinde geçen yolculuktan sonra neredeyse toprağı öpecektim!
Batum-Hopa arasını tam sekiz kere geçtim. 4’ü Batum’a doğru, 4’ü Hopa’ya doğru. İkisi arasında 20 km. olan mesafenin bütün çukurlarını biliyorum, sayenizde!
Bütün bu iniş binişler sırasında insanların bavullarını kendilerinin taşımak zorunda olduğu, yardım edecek bir insan evladının olmaması ayrı bir şikayet konusu. Çoluk-çocuk-yaşlı-hasta demeden herkesi kendi haline bıraktınız.
3 sayfanın sonunda özetlemek gerekirse; bize yaşattığınız rezillik ve sefilliğin haddi hesabı yok. Bunun karşılığını da veremezsiniz. Batum yolcularına ayrı, Hopa yolcularına ayrı muamele yapıp bizi soktuğunuz durumların da tarifi yok.
O kadar saat insanları boş yere havalimanında aç-susuz tutup, bir türlü organize olamayıp ne transfer ne de yemek-içmek ayarlayamamış olan THY’nı kınıyorum.
Sizden iyi bir özür; yaptığım masrafların sizin tarafınızdan, tarafıma ödenmesi ve böyle bir durumun başkaları tarafından yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınıp, elemanlarınızı iyi yetiştirmenizi istiyorum.
Yaşadığım bu rezaleti ve sizin bana vereceğiniz cevabı bütün sosyal ağlar aracılığı ile duyuracağım.
Saygılarımla
Pelin ÇELİKBİLEK ERKASAP
4 Aralık 2011 Pazar günü Türkiye saati ile 14:00’da Hopa’dan, Batum saati ile 17:50’de Gürcistan Batum’dan kalkacak olan 393 sefer sayılı uçağın yolcularından Pelin Çelikbilek Erkasap’ım.
O gün ve ertesi gün bize yaşattığınız rezillik anlatılır gibi değil. Neresinden başlasam acaba?
Pazar günü saat 13:30’da Hopa terminaline gittik. Yanımda 5 aylık hamile ablam, 5 yaşında hasta yeğenim ve benimle Türkiye’ye gelecek olan misafirim vardı. Check-in’imizi yaptık, pasaporttan geçtik, bizi Batum havalimanına götürecek olan Havaş otobüsüne bindik. Otobüs saat 14:00’de hareket etti. Batum Havalimanı’nda ayrı bir odadan içeri sokulduk, güvenlikten geçtik ve uçağa binmek için bekledik. Batum saati ile 17:15’de bizi uçağa aldılar, yerlerimize oturduk ve kalkışı beklemeye başladık. Tam 1,5 (bir buçuk) saat uçağın içinde ne olduğunu bilmeden kuzu kuzu bekledik. Bir ara pilot bekleme sebebimizin yolculardan birinin evraklarında ki bir problemden kaynaklandığını söyledi. 1,5 saat sonra kusura bakmayın kalkamıyoruz denerek hep beraber uçaktan indirilip güvenlik salonuna alındık. Hiçbir görevli gelip bize uçağın neden kalkmadığını yada ne zaman kalkacağını söylemeden 40 dakika kadar bekledikten sonra, güvenlik salonundan çıkıp kafeterya tarafına geçmek için Gürcistan polisinden izin istedik. Kafeterya tarafına geçtikten sonra aşağı yukarı 1 saat daha bekledik, ondan sonra THY görevlilerinden biri gelip hava şartlarından dolayı uçağın o an kalkamadığını ama biraz beklememiz gerektiğini ve şansımız yaver giderse 1-2 saat içinde uçağın kalkabileceğini söyledi. Bu arada saat oldu akşam sekiz (20:00) aç, susuz , oturacak yer olmadan o kadar beklemek açıkçası bizi çok yordu ve görevliden karnımızı doyuracak, içecek bir şeyler ayarlamasını istedik. Elimden geleni yaparım dedi ve gitti. Gidiş o gidiş. Daha sonra uçağın yolcularından bir kısmı kendi imkanları ile Trabzon’a gitmek için yola çıkarken, Batum üzerinden gelip yine Batum üzerinden uçacak olan yolcuların yavaş yavaş salonu terk ettiğini gördük. Soru sormaya çalıştığımızda bize siz bekleyeceksiniz dediler. Kurbanlık koyun gibi beklemeye devam ettik. Saat 22:30 sularında sonunda insafa gelip uçakta bulunan yemek kutusunu kafeye getirdiler. Takdir edersiniz ki o saate kadar hamile bir kadın, 5 yaşında hasta bir çocuk ve iki yetişkin insan olarak biz dört kişi kafeteryadan alışveriş yapıp karnımızı abur cubur ve cips ile doyurmaya çalıştık. Çünkü kafeteryada doğru dürüst yenecek bir lokma yemek yoktu. Ekte bu yaptığım alışverişlere dair fişleri görebilirsiniz.
Yemek dağıttıktan yarım saat sonra bizi Hopa’ya geri götürüp bir otele yerleştireceklerini ve sabah tekrar uçmayı denemek üzere Batum’a geri getirileceğimizi öğrendik. Bizi neden Batum’da yatırmıyorsunuz, pasaportumuz var, buradan çıkış yapabiliriz dediğimizde; olmaz şu an Türkiye’de sayılıyorsunuz, size çıkış izni veremeyiz dediler. Ancak saatler evvel Batum üzerinden uçan yolcuları alıp çoktan otele götürmüşlerdi. Tam, hadi neyse en azından otelde dinleniriz derken, otobüsün bir türlü gelmediğini fark ettik. Neden otobüsün gelemediğini araştırmaya çalıştığımızda bize ağızlarından kerpetenle laf alırcasına gelen otobüsün yolda kaza yaptığını ve yerine yeni otobüs ayarlamaya çalıştıklarını söylediler. Yine beklemeye devam ettik. Rezilliğimiz daha bitmemişti…
Bu arada baktım uçamayacağız, çalıştığım için Hopa terminalinden bana, patronuma götürmek üzere, uçağın kalkmadığına dair belge vermesini; çünkü iş yerine gecikmemi başka türlü mazur gösteremeyeceğimi söylediğimde; bana böyle bir kağıdı ancak müşteri hizmetlerinin verebileceğini, kendilerinin yardımcı olamayacaklarını söylediler.
Bu arada size yolculardan ve ortamdan biraz bahsetmeme izin verin. 91 yaşında yürümekte zorluk çeken bir amca, 88 yaşında yine yürümekte zorluk çeken karısı, 50 yaşlarında İstanbul’a kanser tedavisi olmaya gelen bir kadın, biri 21 aylık diğeri 5 aylık iki çocuğu olan bir kadın ve kız kardeşi, pazartesi İzmir’de yada Bursa’da işi olan insanlar ve daha niceleri ile birlikte biz ortalama 60 metrekare alanda sayılı sayıda plastik sandalye üstünde tünemeye çalışan tavuklar gibiydik! Çoğunluk sigara içtiğinden ve orada sigara yasağı olmadığından dolayı sigara dumanı cabası!
Oturacak yer yok, yiyecek içecek bir şey yok. Halimizi hatırımızı sorup, bir ihtiyacımız varsa karşılamaya çalışan yok ! Suçlu gibi sürekli polisin gözü üzerimizde, ortada THY görevlisi yok!
Sonunda Batum saati ile 00:00’da Türkiye saati ile 22:00’de bizi almaya 2 tane midibüs geldi. O kadar adam ve bavullar sığışmaya çalıştık. Bizim bindiğimiz midibüste yeğenim ablamın kucağında, ayakta da 2 tane yolcu ile seyahat etmeye çalışıyorduk. Sanırım arkadaki midibüste 2-3 kişi ayakta idi. Birde başımıza bavullar çıktı. Bavulları arka bagaja yerleştiremedikleri için midibüsün içine ayaklarımızın, kollarımızın üstüne yerleştirdiler! THY’nın parası mı yok ki hem yolcuları hem de bavulları rahat rahat götürecek araç temin edemediler?
Batum saati ile 00:40’da Türkiye saati ile 22:40’ta Hopa terminaline geri geldik, tekrar polisten ve kontrolden geçtik. Bizi otele götürecek olan Havaş otobüsüne bindik. O arada bu Havaş otobüsü madem vardı, neden bizi almaya Batum’a gelmedi diye düşündüm açıkçası. Çünkü dönüş yolunda kaza yapmış olan diğer Havaş otobüsünü görmüştük!
Hopa terminaline vardığımızda tekrar görevliye bana uçmadığımızı belgeleyen bir kağıt vermesini istediğimde, bana önden kağıtları hazırladığını ve ad-soyad istediğini söyledi. Demek ki Batum’da söyledikleri gibi müşteri hizmetlerini aramam gerekmiyormuş! Batum’da ki elemanlarınıza iletirsiniz artık!
Türkiye saati ile 23:05 gibi otele vardık. Şükür ki otel terminale yakındı!
Otele varır varmaz THY müşteri hizmetlerini arayıp durumu anlattım. Bana yapabilecekleri fazla bir şey olmadığını ve bu mail adresine mail göndermem gerektiğini söylediler. Çünkü hem yaptığım harcamaların bana geri ödenmesini istiyorum hem de iyi bir özrü hak ettiğimizi düşünüyorum.
Dediler ki sabah sizi 05:30’da uyandıracağız ve 06:30 hareket edeceğiz. Peki dedik. Otelde görevliler kimliklerimizi aldı ve ancak ertesi sabah otobüse bindiğimizde geri alabileceğimizi söylediler. Bana açıklar mısınız bu ne demek? Biz suçlu muyuz? Neden kimliğimizin fotokopisini çekip bize geri vermediler? Benim ne mecburiyetim var bütün gece kimliğimi onların eline bırakmaya? Kimliğimi bana geri verirse kaçacak mıyım ?
Sabah 05:30’da uyandırıldık, 06:30’da otobüste idik. Otobüs hareket etti. Tekrar Batum’a hareket ettik. Türkiye saati ile 07:15’te Batum saati ile 09:15’te Batum Havalimanı’na vardık. Tekrar güvenlikten geçip, küçük salonda beklemeye başladık. Uçağın kalkış saati olarak bize 10:30 demişlerdi. Saat 10:30 olduğunda önce 1 saat arkasından hemen 1,5 (bir buçuk) saat rötar yazdı. Artık sabrımız tükenmişti. Polis molis takmadan kafeterya tarafına geçtik, beklemeye devam ettik. Görevliden daha bekleyeceksek bize yiyecek içek bir şeyler ayarlamasını istedik. Çünkü kafeterya kapalıydı. Görevli yapmaya çalışacağım dedi ve gitti. Saat 11:35 sularında kafeteryayı açtıklarında orada bulunan bütün yolcular yiyecek içecek bir şeyler alabilmek için resmen saldırdı! Çünkü önce ki geceden antremanlıydılar ve uzun süre yemek içmek için görevliden ses seda çıkmayacağını biliyorlardı. Bende sıraya girip açlığımız bastırmak için bir şeyler almaya çalıştım. Bununda fişini ekte bulabilirsiniz.
O sıralarda tekrar THY müşteri hizmetlerini aradım. Telefona bakan kız bana sakin olmamı, elinden bir şey gelemeyeceğini ve beklememi söyledi. Siz müşteri hizmetlerinde ki elemanlarınızı böyle mi yetiştiriyorsunuz? Ben telefonda diyorum ki tamam uçak kalkmıyorsa bari Batum’u ara da bize yiyecek içecek bir şeyler ayarlasınlar, o bana diyor ki sakin olun her şey halledilecek! Beni 3-4 dakika telefonda beklettikten sonra bana, Hopa’yı aradığını ve bize yardımcı olacaklarını söylediler. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu! Ben Batum’dayım, bayan Hopa’yı arıyor! Baktım sizin müşteri hizmetlerinizde iş yok, teşekkür ettim telefonu kapattım.
Ancak saatler sonra ne hikmetse birileri insafa geldi de önce bize yiyecek içecek bir şeyler ayarladı sonra da bizi Trabzon’a götürmeye karar verdi. O sırada Batum’dan uçan yolcular çoktan salonu terk etmiş ve Trabzon’a doğru THY nezaretinde yola çıkmıştı!!!!
Batum saati ile 13:00’da Türkiye saati ile 11:00’da otobüs geldi Trabzon’ a gitmek için yola çıktık. Çok şükür ki gelen Havaş otobüsü bize de bavullarımızı da alacak kadar büyüktü!
Bize Trabzon’dan kalkacak 14:00 uçağına yetiştireceklerini, hatta bizim için uçağa rötar bile yaptıracaklarını söylediler. 3 saatlik otobüs yolculuğundan sonra Trabzon’a geldik. Alelacele bavullarımızı kapıp check-in masasına gittik. Bu arada şunu sormak istiyorum; THY bu kadar mı teknolojiden yoksun ki Batum’dan gelen yolcuların kimler olduğunu, kaç tane bagajları olduğunu ve nereye oturacaklarını önden ayarlayamıyor? Neyse; güvenlikten geçip bekleme salonuna geldiğimizde birde ne görelim uçak daha pistte bile değil! Tekrar güvenlikten çıktım, THY masasında oturan kıza uçağın nerede olduğunu sordum. Bana uçağın daha gelmediğini İstanbul’dan rötarlı kalktığını ve saat 15:15 gibi havalimanında olacağını söyledi. Dediği gibi uçak saat 15:10 gibi geldi, bizi 15:40 gibi uçağa aldılar ve uçak saat 16:15 gibi havalandı.
İstanbul’a saat 17:45’te indik, bavullarımızı 18:40 gibi alabildik ve havalimanından çıktığımda saatim 19:00’ı gösteriyordu.
Toplamda 30 saati aşan yorucu, sinir bozucu, aşağılayıcı, sefalet ve açlık içinde geçen yolculuktan sonra neredeyse toprağı öpecektim!
Batum-Hopa arasını tam sekiz kere geçtim. 4’ü Batum’a doğru, 4’ü Hopa’ya doğru. İkisi arasında 20 km. olan mesafenin bütün çukurlarını biliyorum, sayenizde!
Bütün bu iniş binişler sırasında insanların bavullarını kendilerinin taşımak zorunda olduğu, yardım edecek bir insan evladının olmaması ayrı bir şikayet konusu. Çoluk-çocuk-yaşlı-hasta demeden herkesi kendi haline bıraktınız.
3 sayfanın sonunda özetlemek gerekirse; bize yaşattığınız rezillik ve sefilliğin haddi hesabı yok. Bunun karşılığını da veremezsiniz. Batum yolcularına ayrı, Hopa yolcularına ayrı muamele yapıp bizi soktuğunuz durumların da tarifi yok.
O kadar saat insanları boş yere havalimanında aç-susuz tutup, bir türlü organize olamayıp ne transfer ne de yemek-içmek ayarlayamamış olan THY’nı kınıyorum.
Sizden iyi bir özür; yaptığım masrafların sizin tarafınızdan, tarafıma ödenmesi ve böyle bir durumun başkaları tarafından yaşanmaması için gerekli önlemlerin alınıp, elemanlarınızı iyi yetiştirmenizi istiyorum.
Yaşadığım bu rezaleti ve sizin bana vereceğiniz cevabı bütün sosyal ağlar aracılığı ile duyuracağım.
Saygılarımla
Pelin ÇELİKBİLEK ERKASAP
9 Mart 2010 Salı
9 Şubat 2010 Salı
an
hayat akıp gidiyor ellerimizden,
durdurmak mümkün değil,
anı yakalamk lazım derler ama,
değerini bilemedikten sonra,
yakalamanın ne anlamı var ?
durdurmak mümkün değil,
anı yakalamk lazım derler ama,
değerini bilemedikten sonra,
yakalamanın ne anlamı var ?
24 Aralık 2009 Perşembe
annem
Hani derler ya insan neye değer verdiğini kaybedince anlarmış diye. Bana onu kaybet ihtimali bile yetti walla. Annem... Yıllarca suçladığım, üstüne yürüdüğüm, bazen kızdığım, bazen kırdığım canım annem... Ya ona bir şey olursa ?
Biliyorum insanlar ölürler ve hayat devam eder. Ama işte hayatımın tam da işler iyi gidiyor, hayat süt liman, her şey yolunda dediğim bu günlerde önümde daha geçmem gereken sınavlar olduğunu öğrendim. Belkide hiç bir şey çıkmayacak, belki boşuna kuruntu yapıyorum, belki görünen sadece boş bir...
Bilmiyorsun ki işte ! Bilmemek insanı öldüren. Öğrenene kadar kıvrana kıvrana geçirmen gereken gecelerin sonu boşlukta olabilir; öğrendikten sonra keşke hiç bilmeseydim de diyebileceğin kadar büyük bir kabusta. Ne olursa olsun onun yanında olmak önemli olan. Destek olmak, dayanacağı bir omuz bulundurmak. Onun ne kadar güçlü olduğunu bilirim. Kan kusarken ''kızılcık şurubu içmiştim ben'' der hep. Ama bu sefer sesinde içinde ki acının tınısını yakalım. İşte beni kahreden şey o. Kendine olan güveni azalmaya başlamış, yaşının verdiği yorgunlukla ''ya bu sefer kurtulamazsam'' düşüncesi filizlenmiş aklında. Ona yanıt vermek için bile sarf ettiğim çaba 1-2 yılı aldı götürdü hayatımdan. En güçlü çocuğu ben oldum hep. Ayakları yere basan, kafasını kırsada gıkı çıkmayan, sorunlarını kendi halleden, ona yansıtmayan ben ! Şimdi bağıra bağıra ağlamak içimdekileri dışarı vurmak istiyorum. Çocukluğuma dönüp dizinin dibinde hiç yapmadığım gibi ağlamak istiyorum. Ya ona bir şey olursa ? Ya benim evlendiğimi, çocuğumu görmeden giderse ? Eksik kalır sanki o zaman bende bir şeyler. O olmadan yarım gibi olurum...
Biliyorum insanlar ölürler ve hayat devam eder. Ama işte hayatımın tam da işler iyi gidiyor, hayat süt liman, her şey yolunda dediğim bu günlerde önümde daha geçmem gereken sınavlar olduğunu öğrendim. Belkide hiç bir şey çıkmayacak, belki boşuna kuruntu yapıyorum, belki görünen sadece boş bir...
Bilmiyorsun ki işte ! Bilmemek insanı öldüren. Öğrenene kadar kıvrana kıvrana geçirmen gereken gecelerin sonu boşlukta olabilir; öğrendikten sonra keşke hiç bilmeseydim de diyebileceğin kadar büyük bir kabusta. Ne olursa olsun onun yanında olmak önemli olan. Destek olmak, dayanacağı bir omuz bulundurmak. Onun ne kadar güçlü olduğunu bilirim. Kan kusarken ''kızılcık şurubu içmiştim ben'' der hep. Ama bu sefer sesinde içinde ki acının tınısını yakalım. İşte beni kahreden şey o. Kendine olan güveni azalmaya başlamış, yaşının verdiği yorgunlukla ''ya bu sefer kurtulamazsam'' düşüncesi filizlenmiş aklında. Ona yanıt vermek için bile sarf ettiğim çaba 1-2 yılı aldı götürdü hayatımdan. En güçlü çocuğu ben oldum hep. Ayakları yere basan, kafasını kırsada gıkı çıkmayan, sorunlarını kendi halleden, ona yansıtmayan ben ! Şimdi bağıra bağıra ağlamak içimdekileri dışarı vurmak istiyorum. Çocukluğuma dönüp dizinin dibinde hiç yapmadığım gibi ağlamak istiyorum. Ya ona bir şey olursa ? Ya benim evlendiğimi, çocuğumu görmeden giderse ? Eksik kalır sanki o zaman bende bir şeyler. O olmadan yarım gibi olurum...
6 Ağustos 2009 Perşembe
25 Mayıs 2009 Pazartesi
ERTELEME

Hayatımızı erteliyoruz bazen farkında olmadan, gençliğimizi, yaşlılığımızı, orta hallerimizi…
Bazen sevgilerimizi, bazen sevgisizliklerimizi, ama en çok hayatın kendisini erteliyoruz.
Tüm duygulardan kaçıp uzaklaşmak için, kızgınlığımızı, sevinçlerimizi, üzüntülerimizi, gülücüklerimizi erteliyoruz.
Sahip olamadığımız hayatlar için yanıp tutuşurken, sahip olduğumuz hayatın içinden akıp gidiyoruz farkına varmadan.
Yılları geride bıraktıkça, elimizde kalanın farkına varamadan oradan oraya savruluyoruz, sanki kovalayan var, sanki kaçan !
09 Mart 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

