
Yaz ! Ne demekse ! Nası yaz , ne zaman yaz ? Muhammed'e gelen emir kolaydı tabi ! Oku ! Okumak kolay, önüne konan şeyi gözlerinle takip ederken, beynine giden sinyalleri dönüştürerek okuduğunu anlıyorsun. Peki ya yazmak ? Yazmak demek aklındakini yazıya, kağıda yada başka bir şeye, başkalarının okuyacağı şekilde aktarmak demek. İnsanoğlunun milyonlarca yıl evrimi sonucunda ortaya çıkan yazı sayesinde; fikirlerimizi, hislerimizi, halimizi ortaya koyuyoruz. Önceleri basit resimler ve şekillerle başlayan bu iletişim şekli daha sonraları giderek gelişerek hiyeroglif yazılar ve sonrasında bu gün kullandğımız alfabetik yapıya kadar geldi. Ancak yazılı ifadeyi kullanma istememizin nedeni hiç değişmedi. İfade etme ve anlaşılma isteği, belkide takdir. Nedeni ne olursa olsun yapılanları kayıt altına alıp, bir yandan gelecek nesillere aktarırken, o anda etrafımızda olanların kutlamalarını kabul etmek. Cennet bu olsa gerek. Her neyse sonunda 21.yy'a yani günümüze gelirsek; yazı en önemli iletişim aracı olamaktan giderek uzaklaşıyor. Kısaltmalar ve mesajlaşmaların kısa tutulması sayesinde kullanmakta olduğumuz güzel diller genç nesil tarafından birer birer yok ediliyor. Ama benim anlatmak istediğim bu değildi. :(
Nereden nereye ! Konumuza dönersek; Yazmak demek : düşüncelerinizin nerdeyse ışık hızıdaki hızına, ellerinizin erişmesini beklemek gibi ahmakça bir isteği dile getirmekten başka bir şey değil. Yazarken aklınızdan geçen düşüncelerin hızına elleriniz yetişebilseydi neler olmazdı ki ! Ama olmuyor malesef ! Ben denedim oradan biliyorum :)
Yazmak bir haz meselesi, hafiflemek, rahatlamak ve orgazmik doruklara ulaşmak... Aklındakini ortaya koyup; sonra dönüp gene ona bakmak, belkide başka bir açıdan; belkide başkalarının açısından. Yazarken ellerin aklı takip etmesi mümkün olmadığı için aklın hızını yavaşlatmasını ve sakin olmasını, zamanını beklemesi; gerektiğinde durarak ellere gereken zamanı tanıması gerekiyor. Yoksa insan aklındakini doğru şekillerde ifade edemiyor. Tıpkı benim aklımdakileri şu an yeterince iyi ifade edemediğimi düşündüğüm gibi...
Kalemi kağıdı tercih etmemden sebep belkide klavyelere alışmadığımdan. Kalemin elimde uyandırdığı hakimiyet duygusu olmadan yazmaya çalışmak; hemde bir düzyazı; bende ellerimi tutmadan bisiklete binmeye çalıştığım günleri anımsatıyor. Kontrol edemeyebileceğim bir hatta yol almaya çalışmak gibi...
Şiir öte yandan, yazması göreceli olarak hem daha kolay hem daha zor bir yazı türü. Duyguları ifade etmeye yönelik olduğundan genellikle daha fazla çalışma istemekle beraber, yazılması duygu yoğunluğu yaşadığınız günlerde saniyede 10 şiir hızına çıkabilen.
Bahar yağmurları yağdı içime,
Ürpedim birden,
Gidiyorsun gibi bir his kapladı içimi,
Döndüm baktım ki ne göreyim,
Yanımda yatıyorsun....
Bu ve bunun gibi daha düzinelercesi.... Yaz yaz bitmez ama bu gece için bu kadar yeter...
İyi geceler...
PÇK
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder